Öyle önemsiz, farksız değip geçen kişiler vardır ya hayatınıza, siz de birilerinin hayatına dokunamadan geçersiniz. Siz de bir gün birileri için yok olursunuz bayım. Yokluk ve hiçlik siz olursunuz. Sizi de bir gün herkes tanır; ama kimse hissedemez bayım. O gün beni anlarsınız.


bazı cümleler etkisiz eleman hayatta. satır aralarında unutulup geçilmişler gibi. okusan da değiştirmeyecek sonu hani. bazen sen de çok öylesin. varlığın yokluğunla karışmış. bazen öyle sağırım ki cümlelerine çığlık atsan nafile.
insanlar değişmezler. yok öyle bir dünya. durumlar, olaylar, koşullar değişir sadece. bu kadar spesifikken bu her seferinde kanmam da neyin nesi. ilk kez şaşırttınız beni o gece. gözlerim bile doldu, yanılmışım ya dedim ve kötü hissettim o an. mutluluktan gözlerimi doldurdular dedim. kendime bile kızdım haksızlık ettiğim için. bugün olanlarla birlikte yine kızdım kendime. kızım dedim neyin kafasındasın. onlar bu! sırf oyun, sırf gösteri. yaşamımda olmanız sırf külfet, yük. mesafemle, duvarlarımla mutluyum ben. her insan kendi dünyasının merkezidir evet. ama bizim dünyalarımız bir değil, merkezimde ben varım, olay bu. siz yokken varken, sizsiz mutluyken sınırları zorlamanın anlamı da yok öyle değil mi? kimler mi olmalı hayatımda, hayatıma bir şeyler katabilenler tabi ki. anlam, bilgi, sevgi vs. güldük, eğlendik, geçtik. ama boştuk dostlarım. dost mu dedim? dedim evet. o kelime bende anlamını yitireli çok oldu. ‘bazıları vazgeçemem der de çabucak vazgeçer, bense öyle değilim. vazgeçilmezimsin.’ derdi dostum! bana. sonsuz güvenle gelir tüm vurgunlar. ben yaptım bir kere bunu. bir kere birinin hayatında ‘başka’ olduğumu hissettim. bir kez birinin her şeyi olduğuma inandım. yıllarca önce. her dediğimi yapan, ne dersem diyeyim yanıma koşacak bir dostum oldu benim. ‘gel’ dediğimde sorgusuz yanıma gelen bir dost. benim hayatımda benden daha fazla etkisi oldu zamanında. sonra mı noldu? gitti. istedi ve gitti. ben mi ne yaptım? kal dedim. gidene kal denir bazen. ‘o’ bana hayır diyemezdi ki. istersem vardı o! İstedim. ama yok oldu… hayatımda ilk kez istediğim halde yok olan bir şeydi o. yarımca kalan yaşanmamışlıklardı. gelmek istedi sonra. ‘git’ dedim. ‘o’ istediğinde yoktum ben! fark ettim sonradan ‘o’ istediğinde hiç olmamıştım. bencilce.
siz istemediğinizde sizinle olmamda bencilce olur değil mi! o yüzden sizinley-miş gibi yapıyorum. orday-mış gibi. açık kartlarla niye oynamaz insanlar? korktuklarından tabi ki. yüzleşmekten, kendilerinden korktuklarından. ‘hayır’ demeyi severim oysa ben. beni ben yapanlarla yaşamayı severim. kendime rağmen değil, kendimle mutluyum. A-a bir tek şu dostlar konusunda tökezlerim. tüm bildiklerim hiçe döner. güvenirim filan. bu sefer yolun başında akıllandım. mutluluğumla mutlu olamayanlarla olmamın anlamsızlığını biliyorum. yalnızca o az sayıda insan duvarın öte yanında… mesafenin sihrine inanıyorum.